Boyumun Ölçüsünü Aldım.
Birçok terzi tanıdığım
oldu.Ustalıklarına güvenerek,hayatlarına karışıverdim.
Kimi gözlüklü,kimi ise
gözlüksüzdü.Net olarak görmelerinden yanaydım.Eğriyi ve doğruyu onlardan başka
kimselerin göreceğine inanmadım.
Küçük dükkanlarının içinde,büyük
dünyalar taşıdıklarını sandım.Dükkanlarında bulunan siyah renkli radyolarından
ise,mutluluk şarkıları dinlediklerine inandım.Boyunlarında asılı duran
mezuraları,tezgahlarının üstünde bulunan makasları ve küçük beyaz el
sabunlarıyla harikalar yaratacaklarını düşündüm.
Prova günlerini dört gözle bekler
oldum.Prova günlerin de onlarla sohbet edecek,piknik tüplerinin üzerinde duran
çaydanlıklarının içindeki çaydan içecek ve dikkatlerini yaptıkları işe veren terzilerime
zorluk çıkartmayacaktım.
Her ortama uygun biçimde hareket
edilmesi gerektiğine inandığımdan,onların ortamlarına girdiğim zamanları
yaşadıkça, uygunsuz olduğumun farkına vardım.
Ölçtüler..
Biçtiler…
Boyumun ölçüsünü aldılar…
Yıllar sonra yani bugün;rahmetli
babamın elimden tutup,Karagümrük İlkokulunun karşı sırasında bulunan terziye
götürdüğü günü anımsadım.Her iki omzumda askısı olan,kısa şortlu pantolonumu
diktirmiştik.Büyük mağazaların,ışıklı vitrinlerinde cansız mankenlerin üzerinde
duran elbiseleri giymeye başlayana kadar da terziden elbise diktirmeye devam
ettim.
Onlar da ölçtüler,biçtiler ve boyumun
ölçüsünü aldılar ama hepsine güvendiğim ve inandığım için halen pişmanlık
duymuyorum.
Duyulan pişmanlığım sadece kumaştan
anlamayıp,bulunmaz Hint kumaşı diktiklerini sanan terzilerime oldu.
Netice de onların sayesinde,boyumun
ölçüsünü aldım..
İçimizdeki Çocuklar..
İsimleri olup olmadığını bilemediğimiz,saç ve göz rengi hakkında,bilgi
sahibi olamadığımız çocuklarımız vardır.Yıllar geçmiş olsa da hiç
büyümezler.
Bazılarımız onları,her zaman içinde saklar.Bazılarımız ise saklamaz,ortalığa çıkarır.
Uslu ya da şımarık oldukları hususunda;ortalıkta bulunanların vermiş
oldukları kararlar neticesinde,takdir edeceğimiz veya
etmeyeceğimiz,çocuklarımız..
Ya da ortalıkta bulunanları eleştirmemize neden olacak çocuklarımız...
Onlar;masumiyetlerini tartışma dahi yapmadığımız,masumiyetlerinin
samimiyetine inandığımız çocuklarımızdır.Her zaman,zarar görmemelerini
ister ve kalplerinin kırılmasına neden olacak,her türlü kötülükten
koruruz.
Onlara gözümüz gibi bakarız..Çünkü onlar,yaşama sebebimizdir.Yaşama
sebeplerimiz oldukları için,onları taklit etmeye çalışan içimizdeki
çocukları ayırt etmek isteriz...
Taklit yeteneklerinin üstün olduğunu bildiğimiz içimizdeki
çocukları,çocuk parklarına götürürüz.Kaydıraklardan
kaymalarını,salıncakta sallanmalarını,tahterevalliyle eğlenmelerini
isteriz.İçimizdeki çocukların,isteklerimizi yerine getirip
getirmemelerini beklemek,uzun sürmez...
Yaşamış oldukları hayatlarda;her şeyi dalgaya almasını öğrenmiş
olduklarından,kaydırak yerine,dalgaları üstünde kaymayı daha akıllıca
görürler.Deniz ve kerizin,birlikte yer aldığı cümleden,ilham
aldıkları,düşünülür.
Salıncaklarda sallanmayıp,sallama yetenekleri olduğundan;kendi
kendilerini değil de çıkar gözetemediklerini sallarlar.Tahterevalliyle
eğlenmek yerineyse;karşılarına çıkanlarla eğlenmeyi daha önemli
bulduklarından,tahterevallinin keyfini çıkartmadan,göçüp
gideceklerdir...
Onlar içimizdeki çocuklardır....
Bizim olduklarını bildiğimizden şüphe duymadıklarımız,çok
sevdiğimiz,içimizdeki çocuklarımız,bir yana;İçimizdeki çocuklar diğer
yana.....
Yeni Bir Başlangıç...
Beyaz rengin egemen olduğu sayfaları,harfler dünyasının üzerinden geçmekte olan bulutlara benzetmek.”Kırk tilki” olduğu varsayılan ve sürekli dolaştığı söylenilen kafanın içinde,hayvanlar aleminden,uzaktan yakından alakası olmayan düşünceleri aktarmak..
Zaman kavramını,”Bozuk para” misali harcamamaya çalışmak.Vezüv yanardağının lavlarına inat,içinde varolan harfleri yakıcı olmadan püskürtmek.Spor dünyasının disiplin dallarından,haberdar olduğun halde,yazım sürecin de ki disiplinden de haberdar olmak...
Harflerden uzak olduğun anlar da,acı ya da tatlı gerçeklerle yüzleşmek.Gerçeklerin tadına varmanın ardından,hayal dünyanın kapılasını aralayarak,içeri girmek.Dışarıdaki dünyadan,kendini soyutlamak.
Ortaya koyduğun karakterlerin,kimi zaman senin,kimi zaman ise etrafındaki insanların,birer parçası olduğuna şahit olmak...
Günler ilerledikçe,beyaz bulutların altında olmanın,nefes aldığını hissetmenin keyfini çıkartmak.Her kullanmış olduğun harfin,seni hedefe adım adım yaklaştırdığını bilmenin heyecanını yaşamak.
“Uyuyan güzel” olmayı istemeyerek,uykunun kaçması adına,su ısıtıcısıyla haşır neşir olmak ve fincanların çeşitliliği hakkında yorumsuz kalmak.Yüzünün güldüğü anlar da yüzleri gülecek olanları tahmin etmek.
Yeni bir başlangıç yapmak..
Bitireceğine inandığın,belki de yaşadığın hayat boyunca bitireceğine inanarak başlamış olacağın,yeni bir başlangıcın,yazacağın roman olacağını bilmek.İlk yazmış olduğun romanının elle tutulur kısmı olan yazıcıdan teker teker alınan çıktılarını,birleştirip elinde tutmak...
Dünyaların senin olduğunu hissetmek..
Yeni bir başlangıç yapmak..
İlk yazdığın romanının ismin de ki “Şans ve Dans” kısmında ki şansın yanında olduğunu hissetmek,umut etmek...
Kuytu Bir Köşede...
Yalnızlığın,sessizliği içinde kaybolursun.Yalnızlığın,sadece yalnızlarla muhatap olduğuna
şahit olursun.Yalnızlıkla birlikte,dünyasının içinde,görmediğin yerleri görmeye çalışırsın.
Beklemeyi bilirsin.Beklenenin,hayatına neler katacağını,neler katmayacağını bilemeden,
kendini yaşanılacak olanlara karşı hazırlarsın.
Susmuş olan dudaklarının yerine,gözlerinin konuşmaya başladığını anlarsın.O gözler ki
sana,yalan söylemeyen gözlerdir.Boşluğa bırakacağın kelimelerinin bile olmayacağını
anlarsın.
Geride bırakmış olduğun zamanı ve yaşadıklarını hatırlarsın.Zamanın mı yoksa yaşadıklarının mı
sana ihanet edip etmediğine karar vermeye çalışırsın.
Hayatına girmiş olanların,seni ne kadar etkilediklerini düşünürsün.Hayatına kattıklarını unutmaz,
hayatından çalanları da en berbat müzisyenler olarak hatırlamaya devam edersin.
Kalbini kıran,üzen ve yaralayanların,bırakmış oldukları,hasar tespit raporlarına her bakışın da
gülümsersin.
Çıplak bedene sahip olduğundan,kendini şanslı hissedersin.Giydirilmeye çalışılan,söz de
allı pullu giysilerin,aslın da yamalarla dolu olduğunu anlar,yamaları görmemiş olan beyinlere
sahip olanların,yamalı hayatları yaşamaya alışık olduğunu anlarsın.
Kuytu bir köşede...
Köşeyi halen dönememiş olmanın sevincini,yaşar durur ve hiçbir yaprağın kımıldamadığını
görürsün...
Ateşkes..
-Ateşi çıktı.
-Öksürmesi devam ediyor.
-Doktora gitsek mi ?
-Ateş düşürücüden verdin mi ?
Savaş alanını andırır.Savaşın kızıştığı anlar taktiksel anlamın,anlamsız olduğu anlardır.
Gökyüzünü kaplayan dumanın ardında,rüzgarın çıkması ve dumanın dağılması beklenmektedir.
Savaşın kazananının kim olduğu belli değildir,kaybedenin de kim olacağı belirsizdir.
Belirli olan tek şey,verilen mücadeledir.Hayatta kalmak ve rahat nefes almak adına.Savaş anındayaşanılan anların,hatırlanması yoktur.Hatırlanılan tek şeyin ise,nefes almaya çalışıyor olmaktır.
Savaş alanınında mücadele devam ederken,geri planda kalmış olanların umutları devam etmektedir.
Umut,yaşanılan hayatın tetikleyicisidir.Tetiklendiği her an,kimselerin ölümü ile sonuçlanmayan bir patlamanın,kalplerde ve yüzlerde yansımadır...
Savaşın,başlamış olması ile birlikte,biteceği de unutulmamalıdır.
-Su ister misin ?
-........
-Biraz yemek yer misin ?
-........
-Canımsın....
Ateş...
kes....